Archive for Nisan, 2009

Performans ödevleri artık internetten indirilmeyecek

Velilerin öğrencilik yapar gibi ders çalışmalarına neden olan ilköğretim performans ödevleri, yeniden düzenlendi. Öğrencinin yapamayacağı performans ödevleri verilmeyecek. Velilerin yaptığı anlaşılan ödevler değerlendirilmeyecek. Milli Eğitim Bakanlığı, 4 yıl önce uygulamaya konulan ve velilerin şikâyetlerine neden olan performans görevlerini yeniden değerlendirdi. Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik tarafından bütün okullara gönderilen genelge ile performans ödevlerinde dikkat edilecek hususlar şöyle sıralandı:

* Performans görevleri öğrencilerin internetten ya da ansiklopedilerden bilgileri aynen aktarmalarını değil; bilgiyi edinme, düzenleme, kritik etme, kendini ifade etme, yaratıcılığı ve vücut dilini kullanma gibi hem bilişsel hem de duyuşsal becerilerini işe koşmalarını sağlamalı.

* Görevler öğrencinin yapmakta, öğretmenin ise takip etmekte ve değerlendirmekte zorlanacağı güçlükte olmamalı.

* Velilerin gerekli kaynak ve materyallere ulaşma, yol gösterme gibi konularda öğrencilere yardımları dışında, görevi yapmak gibi katkıları olmamasına dikkat edilmeli.

Kaynak:sabah

Öğretmenlere internetten ödev uyarısı

Milli Eğitim Bakanlığı, öğrencilere sürekli internetten ödev verilmesi, ödevlerin de veliler tarafından yapılması üzerine okul idarecilerini ve öğretmenleri uyardı.

Veliler tarafından yapılan ödevlerin kabul edilmemesini isteyen bakanlık, öğretmenlerin de sürekli internetten yapılacak ödev vermemelerini istedi. Bakan Hüseyin Çelik, ilköğretim öğrencilerine verilen ‘proje ve performans ödevleri’ konusunda yaşanan tartışmaları çözmek için illere bir genelge gönderdi. Bakan Çelik, ödevlerin ‘öğrencinin yapmakta, öğretmenin ise takip etmekte ve değerlendirmekte zorlanacağı güçlükte olmamasını, şartlara göre pratik ve ekonomik olmasını’ istedi. Genelgeye göre, ödevler maddi olarak öğrenciye yük getirecek ve öğrencinin ulaşmakta zorlanacağı kaynaklardan verilmeyecek, öğrenci seviyesinin üzerinde olmamasına da özen gösterilecek. Ödev verilirken öğrencinin kendi çabası ile ulaşabileceği kaynaklara yönlendirilmesi isteniyor. Velilerin gerekli kaynak ve materyallere ulaşma, yol gösterme gibi konularda öğrencilere yardımları dışında ‘ödevi yapmak gibi’ katkılarının olmamasına dikkat edilecek. Velilerin veya başkalarının yaptığı çalışmalarla öğrenci performansı tespit edilemeyeceği için öğrenci tarafından yapılmayan çalışmalar değerlendirilmeyecek.

Genelgede, öğretmenden, öğrencilerin ödevleri yaptıkları süreci takip etmeleri istendi. Bakan Çelik’in genelgesinde, ödevlerin yapım aşaması da tespit edildi. Artık ‘öğrencilerin gelişim düzeyleri, ilgi, istek, öğrenme ihtiyaçları, okul ve çevre imkanları dikkate alınarak’ ödev verilecek. Öğretmenler, öğrencilerin ilgilerine, özelliklerine ve seviyelerine uygun ödevler seçecek. Performans görevleri ve projeler sadece not vermek için kullanılmayacak, amacın ‘sadece değerlendirme değil, öğrencilere beceri kazandırma da olduğu’ unutulmayacak. Bakan Çelik genelgede, “Performans görevleri, öğrencilerin, internetten ya da ansiklopedilerden bilgileri aynen aktarmaları değil, bilgiyi edinme, düzenleme, kritik etme, kendini ifade etme, yaratıcılığı ve vücut dilini kullanma gibi hem bilişsel hem psikomotor hem de duyuşsal becerilerini işe koşmalarını sağlamalıdır.” dedi.

Kaynak:zaman

İşte geleceğimizin teminatlarının hali!

Gençlerimizin yakın tarih bilgisi yok! Lise öğrencileri, ne Kenan Evren’i, ne de Nobel ödüllü Orhan Pamuk’u tanıyor. Ancak 50 Cent’i hepsi tanıyor.
Antalya’da TÜBİTAK için 4 lisede 289 öğrenciyle yapılan bir araştırma, öğrencilerin Türk ve dünya tarihine damga vurmuş kişileri çok fazla tanımadığını ortaya çıkardı.

Fotoğrafları gösterilen 12 Eylül darbesinin lideri ve 7′nci Cumhurbaşkanı Kenan Evren’i ‘Tanımıyorum’ diyen erkek öğrencilerin oranı yüzde 69, kızların yüzde 88 çıktı. İstiklal Marşı’nın yazarı Mehmet Akif Ersoy’u ve Yunus Emre’yi de erkek ve kız öğrencilerin yarısından fazlası tanımadı.

Küba’da devrime imza atan Che Guevara, Sultan Vahdettin ve Karl Marx’tan daha çok tanınırken, ’50 Cent’ adı ile popüler olan ABD’li rap müzik sanatçısı Curtis James Jackson, tanınırlıkta ünlü piyanist Fahir Atakoğlu, Ayhan Işık, Müşfik Kenter, Ayşe Kulin ve Orhan Pamuk’un toplamını geçti.

Kendimize yabancıyız

‘Küreselleşme, ortaöğretim gençliğini kendi kültüründen uzaklaştırarak toplumsal kimliğine yabancılaştırmaktadır’ hipoteziyle ortaya atılan araştırmada, kendi sanatçılarımızı tanımadığımız anlaşılıyor. Oynadığı 200′e yakın filmle Türk Sinema tarihine ‘Taçsız Kral’ olarak geçen ve 1950′li yılların sonunda şansını Hollywood’da deneyen Ayhan Işık, ankete katılan erkeklerin yüzde 22′si, kızların ise yüzde 27′si tarafından tanındı. Buna karşılık, Hollywood starı Angelina Jolie’nin ise ankete katılan her 100 kişiden 80′i tarafından tanındığı saptandı.

ÖSYM’nin 2010 sonrası sınav sistemi

ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Ünal Yarımağan, 2010′dan itibaren uygulanacak sınav sistemine ilişkin hedeflerinin, üniversite adaylarının ders düzeyinde bilgilerini ölçmek olduğunu bildirdi.
Üniversiteye giriş sınavının geçmişi hakkında bilgi veren Yarımağan, 1974′ten beri yapılan üniversiteye giriş sınavının 1981′den itibaren iki aşamalı olarak gerçekleştirildiğini, bu sistemin 18 yıl kullanıldıktan sonra 1999′da değiştirildiğini anlattı.

Sistemin tekrar tek aşamalı sınava dönüştürülme nedeninin, iki sınavla elde edilen sonucun tek sınavla da elde edilebileceği düşüncesi olduğunu dile getiren Yarımağan, 1999′dan itibaren uygulanan yeni sınav sisteminin çok olumsuz bir yönüyle karşılaşıldığını, öğrencilerin bu sınav sistemi nedeniyle 9′uncu sınıftan sonra derslere ilgi göstermemeye başladığını ve bunun sonucu üniversiteye yetersiz bilgiyle geldiklerini aktardı.

Yarımağan, 2006′da uygulanmaya başlanan sınav sisteminin de bazı puan türlerinin 120, bazılarının ise 180 soruyu cevaplamayı gerektirmesi nedeniyle olumsuzluk yarattığını ve öğrencilerin bu sistemde bir sınavda 15′e yakın dersle ilgili sorulara cevap vermek zorunda kaldıklarını belirtti.

2010 yılından itibaren uygulanacak sınav sistemine ilişkin hedeflerinin, üniversite adaylarının ders düzeyinde bilgilerini ölçmek olduğunu vurgulayan Yarımağan, ”Bu sistemde öğrenci pek çok soru türünü çözmek zorunda olduğu için süre ayarlama problemi oluyordu. Yeni sınav sisteminde öğrenciye testi verip süreyi kısıtlayacağız. Tek oturumda 10-15 ders yerine sınırlı sayıda dersle ilgili bilgisini ölçmeyi hedefliyoruz. Ayrıca açık uçlu soruların da sorulabileceği bir sistem oluşturmak istiyoruz” diye konuştu.

Yeni sistemin, 2006′dan itibaren uygulanmaya başlanan sınav sisteminin iki aşamalı hali olacağını anlatan Yarımağan, ”2010′dan itibaren iki aşamalı bir sınav sistemi uygulayacağız. Birinci aşama, ‘Yüksek Öğretim Giriş Sınavı (YDS)’ adını alacak ve ÖSS’nin benzeri olacak. İkinci aşamaya ise ‘Lisans Yerleştirme Sınavı (LYS)’ adını vereceğiz” dedi.

Yarımağan, yeni sistemin ikinci sınavında sözel, sayısal ve eşit ağırlık puanlarının öğrencilerin tercihli olarak cevaplayacağı 5 adet test sonucu hesaplanacağını, LYS-1 sınavında matematik ve geometri, LYS-2 sınavında fizik, kimya, biyoloji, LYS-3 sınavında Türk dili, edebiyat, coğrafya, LYS-4 sınavında sosyal bilimler ve LYS-5 sınavında yabancı dil sorularının yer alacağını anlattı.

YDS sınavında başarılı olan öğrencilere LYS’de hangi sınavlara girmek istediklerinin sorulacağını belirten Yarımağan, ”Adayların büyük çoğunluğu bu sınavlardan 2′sine girmekle yetinecek. Ama isteyen öğrenciler 5 sınava da girebilecek” dedi.

Arşivler